02 Haziran 2026 - Salı

Sosyal Belediyecilik mi, Ticari Belediyecilik mi?

Didim son yıllarda hızla büyüyen, nüfusunun önemli bölümünü emeklilerin oluşturduğu, gelir dağılımı açısından dikkatle yönetilmesi gereken bir kenttir. Özellikle sabit gelirli vatandaşların yoğun yaşadığı bir ilçede belediyecilik anlayışının merkezinde so

Yazar - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 5 dk.
Yusuf Mehmet Sarışın

Yusuf Mehmet Sarışın

msarisin@gmail.com - 0507 723 4769
Google News

Sosyal Belediyecilik mi, Ticari Belediyecilik mi?

Didim son yıllarda hızla büyüyen, nüfusunun önemli bölümünü emeklilerin oluşturduğu, gelir dağılımı açısından dikkatle yönetilmesi gereken bir kenttir. Özellikle sabit gelirli vatandaşların yoğun yaşadığı bir ilçede belediyecilik anlayışının merkezinde sosyal destek politikalarının bulunması beklenir.

Bugün Türkiye'de milyonlarca emekli geçim mücadelesi verirken, Didim'de de aynı tablo yaşanıyor. Market fiyatları artıyor, kira bedelleri yükseliyor, elektrik ve su faturaları her ay biraz daha ağırlaşıyor. Böyle bir ortamda vatandaşın ilk beklentisi belediyenin hayatı kolaylaştıracak uygulamalar geliştirmesidir.

Kent Lokantaları da bu anlayışın önemli bir parçası olarak ortaya çıktı. Amaç; dar gelirli vatandaşın, emeklinin, öğrencinin uygun fiyatla kaliteli yemeğe ulaşabilmesiydi. Ancak vatandaş doğal olarak şu soruyu soruyor:

"Kent Lokantası fiyatlarına yapılan zam kadar emekli maaşları arttı mı? Temmuz ayında artacak mı?"

Bu sorunun cevabını herkes biliyor.

Didim Belediyesi'nin iştirak şirketi DİHİZ bünyesinde faaliyet gösteren işletmeler de zaman zaman kamuoyunda tartışılıyor. Altınkum'daki Didim Balıkçısı, Akbük'teki Mandalya Restoran ve diğer sosyal tesislerdeki fiyatların bazı özel işletmelerle benzer seviyelere ulaşması vatandaşın dikkatini çekiyor.

Elbette belediyenin işlettiği tesislerin maliyetleri vardır. Personel gideri vardır, enerji gideri vardır, bakım ve işletme maliyetleri vardır. Ancak burada temel soru şudur:

Belediye işletmeleri kâr amacıyla mı faaliyet göstermelidir, yoksa sosyal belediyecilik anlayışıyla vatandaşa daha uygun hizmet sunmayı mı hedeflemelidir?

Birçok vatandaş ikinci seçeneğin daha doğru olduğunu düşünüyor. Çünkü belediye işletmeleri özel sektörle aynı fiyat politikası uyguladığında sosyal tesis olma özelliğini büyük ölçüde kaybediyor.

Öte yandan Altınkum sahilinde hizmete açılan büfe de bazı tartışmaları beraberinde getirdi. Bölgedeki esnafın bir kısmı belediyenin ticari faaliyetlerinin kendi işlerine olumsuz etki yaptığını dile getiriyor. Aynı şekilde sahilde uygulanan şezlong ve şemsiye ücretleri de vatandaşlar arasında konuşulan konular arasında yer alıyor.

Sonuçta Altınkum, halkın ortak kullanım alanıdır. Deniz, kum ve güneş herkesindir. Vatandaş ister şezlong kiralar, ister kendi sandalyesini getirip oturur. Bu konuda kimsenin bir vatandaşın kamusal alanı kullanma hakkını kısıtlaması düşünülemez.

Didim'de iş dünyasının gündemindeki bir başka konu ise ruhsat işlemleri. Esnafın zaman zaman dile getirdiği şikâyetlerin başında bürokratik süreçlerin uzunluğu geliyor. Birkaç gün içerisinde tamamlanabilecek işlemlerin aylar sürebildiği yönünde eleştiriler duyuluyor. Bu eleştirilerin ne kadarının haklı olduğu ayrı bir değerlendirme konusudur ancak algının kendisi bile önemlidir.

Çünkü yatırımcı da, esnaf da, yeni iş kurmak isteyen girişimci de hızlı ve çözüm odaklı bir belediyecilik anlayışı görmek ister.

Burada özellikle belirtmek gerekir ki bu değerlendirmeler Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay'ın iyi niyetini veya Didim'e hizmet etme çabasını sorgulamak amacı taşımamaktadır. Başkan Gençay göreve geldiği günden bu yana sosyal projelerden çevre çalışmalarına kadar birçok konuda emek vermektedir.

Ancak siyaset, vatandaşın nabzını doğru okumayı gerektirir.

Didim'in sosyo-ekonomik yapısı İstanbul, Ankara veya İzmir'in merkez ilçelerinden farklıdır. Burada yaşayanların önemli bölümü emeklidir. Sabit gelirli vatandaş sayısı yüksektir. Bu nedenle belediyenin ekonomik kararları alınırken sosyal hassasiyetlerin daha fazla gözetilmesi gerekir.

Belediyeler elbette gelir üretmek zorundadır. Ancak vatandaşın beklentisi, belediyenin önceliğinin kâr değil hizmet olmasıdır. Sosyal tesislerin amacı özel sektörle rekabet etmek değil, ihtiyaç halinde vatandaşa destek olmaktır.

Önümüzdeki yerel seçimlere daha yıllar var. Fakat siyasette seçmenin hafızası sandığa gidilen gün değil, günlük hayatında yaşadığı deneyimlerle şekillenir. Kent lokantasındaki fiyat, sahildeki şezlong ücreti, ruhsat işlemlerindeki bekleme süresi veya belediye tesislerindeki fiyat politikası vatandaşın zihninde birer not olarak kalır.

Didim'in geleceği açısından önemli olan da tam burada başlıyor.

Sosyal belediyecilik, yalnızca seçim dönemlerinde kullanılan bir slogan değil; emeklinin, esnafın, öğrencinin ve dar gelirlinin günlük yaşamında hissedebildiği bir anlayış olmalıdır. Didim halkının beklentisi de tam olarak budur.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları